İhracat Kredi Sigortasının Değerlendirilmesi ve İşletme Üzerindeki Etkileri

Bütün sigortacılar gibi, kredi sigortacılan da sigorta poliçesi tarafından sağ­lanan korumanın sigortalılar için bir rahatlama sağladığı ve sigortalı risklerin artmasını önleyici faaliyetlerin alınmamasını sağlamasına karşın uğraşmaktadır

Sigortalı Kredilerin Yönetimi

Her bir hasarın veya her bir riskin bir kısmının sigortalı üzerinde kalması şeklinde yapılan uygulamalar ile sigortacı üzerindeki risk azaltılmaya çalışıl­maktadır. Bununla birlikte kredi sigorta poliçeleri sigortalı üzerinde bir çok yü­kümlülük oluşturarak sigortalı alacaklar üzerinde daha iyi bir yönetim yapması­nı sağlamaktadır. Ekonomik nedenlerden dolayı satış yapılan müşterinin iflas riski veya sigortalının iyi bir alacak yönetimi ile bile önleyemeyeceği diğer risk­ler kontrol altına alınamamaktadır.

Eğer kredi sigortası ile iflas veya alıcının borcunu ödeyememe riski teminat altına alınmış ise anlaşmada yer alan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilme­diğine ve satılan mal veya hizmetlerin karşılığının ödenmesinin zamanında ya­pılıp yapılmadığına dikkat etmek gerekmektedir. Eğer kredi sigortacısı sigortalı alacakların zamanında ödenmesini garanti etmiyorsa, ödeme gününde oluşabi­lecek risklerden sorumlu olmayacaktır. Fakat eğer ödeme zamanında yapılmaz­sa, sigortacı için tehlike oluşmaya başlamıştır. Borç ne kadar geç ödenirse sigor­tacı için risk süresi o kadar uzar. Bunun yanında, böyle bir durumda borçluya verilecek yeni krediler için risk daha da büyümektedir. Bundan dolayı,sigortacı, sigortalının karşılaşacağı durumlar ve daha önceden sahip olduğu deneyimler için, yakından ilgilenmek zorundadır.

Sigortalının yerine getirmek zorunda olduğu görevlerde kolay değildir. İlk önce, zamanında ödeme yapmayan veya yapmak istemeyen borçlular alacaklıya başvurarak borçlarının geri ödeme süreleri için belirli veya belirsiz bir ek süre isteyeceklerdir. Birçok borçlu ise hiç bir şey yapmayıp beklemeyi tercih edecek­lerdir.

Alacaklı bu durumda vadeleri denetlemekle yükümlüdür. İkinci olarak, borç­lu tarafından uzatma süre istendiği veya alacaklı tarafından ödememe ihmali ortaya çıkarıldığı zaman seçim yapılacak birçok alternatif oluşacaktır. Borç ödeme süresinin uzatılması alacaklı tarafından kabul veya red edilebilinir. Öde­meyi ihmal etmeye hoş bakılabilinir veya araştırabilinir.

Sigortalının bu durumda yapabileceği bütün hatalar için, sigortacı önceki du­rumda olduğu gibi vereceği yanlış kararlardan asgari derecede endişe etmelidir. Alacaklılar, borcun geri ödenmesi için borçluların mali yapısını dikkate alarak ne çok sert ve hızlı davranırlar ne de borcun geri ödenme süresinin uzatılmasını kabul ederler.

Sigortalı için tehlike, borcun geri ödenmemesi ile oluşacak takip ve dikkate almama durumunun ihmal edilmesinde yatmaktadır. Bu tür olayların oluşması­na izin vermek alacaklı tarafından çok büyük bir handikap oluşturur, çünkü bu durum alacaklı tarafından belirli bir toleransın verildiğini göstermektedir. Bir­çok firma borçlarının vadelerini düzensiz olaral günlere, haftalara ve aylara yaymaktadır. Bundan dolayı alacaklılar muallak borçlarının vadelerini sadece düzenli olarak günlük değil aynı zamanda düzensiz aralıklarda takip etmektedir­ler. Bu yapıyı oluştururken alacaklılar ödenmeyen borçları tek bir düzeye in­dirmede ve azaltmada büyük zorluklar çekerler.

Bu yapıda, sigortalının ödemelerin zamanında yapılmadığını bildirmesini, doğru adımlar atmasını ve sigortacıyı bilgilendirmesini sağlamak için kredi si­gortacıları sigortalıya üç yükümlülük yüklerler

Birincisi, belirli bir limitin dışında sigortalı, borç geri ödeme vadelerinin uzatılmasını veya ihmal edilmesinin hoş görülmesini sigortacıya danışmadan yapamayacaktır. Malların tesliminden belirli bir süre sonra teminatın otomatik olarak bitmesi sigortalı şirketi, yenileme için vade sonundan önce borcun ödenmesini sağlaması, dolaylı olarak zorlamaktadır. Bunun için sigortalı, poli­çede belirtilen şekilde sigortacıya doğrudan danışabilir ve eğer sigortalı bunu yapmaz ise, ulusal sigorta yasasında yer alan yaptırımlar ile karşılaşacaktır. Bu sistem diğer kredi sigortacıları tarafından da kabul edilmektedir. Pratikte, doğ­rudan ve dolaylı yükümler benzer bir şekilde uygulanır ve her iki durumda da yaptırımlar aynı ciddiyettedir, fakat her iki durumda, eğer sigortalı büyük bir ihmalden veya kötü niyetten dolayı sigortacıya danışmamışsa bu yapının sigor­talıya karşı uygulanması çok zordur. Bundan dolayı borcun geri ödenmesi de engellenmiş olur.

ikinci olarak, borç ödeme süresinin uzatılması ve ihmal etme desteklenmemekte, borcun bir an önce tahsil edilmesi, ihmalin süreceği zamana kadar ek prim alınması yolu ile, desteklenmektedir. Son olarak, sigortacının süre uzatıl­masını veya ihmal toleransını kabul etmemesi sigortalıya borcun tahsilatı zorun­luluğunu getirmektedir. Bu süreçte herhangi bir ek prim alınması söz konusu değildir. Bu prensiplerin uygulanmasında, bir çok çözüm bulunabilmektedir. Bir çok kredi sigortacısı poliçelerinde aynı sistemi kullanmaktadırlar.

Çok az sayıdaki poliçeler normal poliçe süresi olan bir yılda sigortalıyı dene­timsiz bırakarak ek primden muaf tutmaktadır. Sigortacının sorumluluğu poliçe­lerin süresi bittikten sonraki altı aya kadar sınırlıdır. Sigortalı, dolaylı olarak bu süreden önce teminat altına alınan borçlan tahsil etmekle yükümlüdür ve sigor­talıya vadesi geçmiş olan borçlar için ek teminat için başvurmaktadır. Daha yaygın bir sistem ise her bir borç için teminatın zaman içinde sınırlandınlması ile oluşmaktadır. Bu süre içinde, sigortalı istediği sıklıkta ve zamanda krediyi hiç bir ek prim ödemeden uzatabilir veya ihmale katlanabilir.

Detayda teminat süresinin nasıl belirlendiği ile ilgili küçük farklılılar oluş­maktadır. Bu durumda tolere edilebilen zaman öne sürülür, örneğin doksan gün gibi, ve her bir borç için var olan teminat süresi, sigortalı ve alıcı tarafından oluşturulan kredi süresine tolere edilen zamanın eklenmesi ile bulunur. Bu du­rumun tam tersi de söz konusu olabilir, yani her bir borç için oluşturulan tolere süresi, toplam kredi süresinden sigortalı ve alıcının oluşturduğu süre çıkartılarak bulunur. Üç ay kredi süresi üç ayda tolere süresi olmak üzere teminat süresi altı ayda sabitlenir.

Eğer teminat süresi sonunda borç halen ödenmemişse ve sigortalı kredi süre­sinin uzatılmasını veya ihmalin bu tarihten sonraya tolere edilmesini istiyorsa, sigortacıya ek prim ödemek ve onun iznini almak zorundadır. Bazı sigortacılar prim oranını ana krediyi baz alarak oransal uygulamakta, bazılan ise daha yük­sek bir oran kullanmaktadırlar.

Yapılan birçok değişiklikler belirli limitlerde tutularak katı bir sistem oluştu­rulmaktadır. Borcun vadesinde ödenmemesi durumunda sigortacı, ek prim al­mak kaydıyla sigortalıya ek süre veya ihmalin tolere edilmesini sağlar. Bu du­rum, kredi sigorta poliçesinde normal prim karşılığı maksimum limitte sunulan kredilere paralel bir yapı sergilemektedir. Örneğin, sigortalıya otuz günlük bir kredi verilmişse fakat bu süre doksan güne uzatılabiliyorsa, sigortalının karşı­laştığı yükümlülükler kırkbeş, altmış veya doksan gün için aynı olacaktır. Kre­dinin her yeni vadesinde veya ihmalin tolere edilebileceği sürenin sonunda aynı durumlar baş gösterecektir.

İlk vadede ödeme yapılmaması durumunda, diğer sigortacılar sigortalılarına aynı serbestliği tanımamaktadırlar. Genellikle, sigortalıya durumla ilgili kendi karar yetkisi verilmiştir, fakat bazen sigortacının onayını alması gerekmektedir. Bütün sigortacılar, kendi onaylan alınmak şartı ile kredi geri ödenme süresinin uzatılmasına veya ihmalin tolere edilmesine izin vermektedirler. Sigortalı, borç­lunun ilk ihmalini kendi karar vererek geçiştirebilir. Fakat bu süre uzatımı veya ihmalin tolere edilmesi her zaman aynı şekilde belirlenmeyebilir. Bu süre bazen standart olarak üç aydır, bazen de orijinal kredi süresi kadar bir süreye eşittir, fakat hiç bir zaman doksan günden fazla değildir.

Bunların dışında, ek prim oranlan da fark etmektedir. Çoğunlukla, ilk vade sonunda uygulanan oran aynıdır, fakat bazen ilk ve daha sonraki kredi ödemesi ek süreleri için de farklı oranlar uygulanabilmektedir. Bu kullanılan oranlar, genellikle orijinal kredi oranından yüksektirler.

İlk veya daha sonraki vadelerde; borçlu ödemelerini ihmal eder veya yüküm­lülüklerini kendi isteği ile yerine getirmiyorsa, politik ve katasrofik riskler te­minat altına alındığında, tahsilat mekanizması, transfer ve değişim fonksiyonu durursa veya mallann güvenliği veya serbest hareketi zayıflatılmışsa, tehlike ortaya çıkmış demektir. Borçlunun sorumluluklarına itiraz etmesi gibi makul bir açıklama yapılmadığı takdirde yapılan işlemlerin izlediği yolun sağlıklı olmadı­ğı, belki de gerçek hasarın bunun sonucunda ortaya çıkacağı olasılığı bulunmak­tadır.

Sigortacı, böylelikle, aynı ticari işlemlerde veya ülkede bulunan borçlular ve belkide diğer müşterilerle ilgili fiyatlandırma politikalannı oluşturmak için ha­zır bilgilerin elde edilmesi ile ilgilenmektedir. Bu bilgilerin ışığında, sigortacı kredi ödeme süresini uzatmak isteyen yeni sigortalılan red edebilir ve/veya vermiş olduğu limitleri iptal edebilir ve/veya daha önce onaylamış olduğu hazır kredilerin tahsilatı için sigortalıya baskı yapabilir. Bunun ötesinde, sigortacı olabilecek hasarlar için gerekli olacak fonlann birikimini sağlayabilir. Sigortacı­lar, bundan dolayı sigortalılan böyle durumlan kendilerine rapor etmelerini şart koşmaktadırlar. Bazen ihmalde olan bir satıcıya yapılacak teslimlerden dolayı teminat otomatik olarak durmaktadır.

Sigortalı borçlann geri dönüşünün sağlama alınması için çeşitli adımlann atılması gerekmektedir. Bunun için sigortacı, sigortalı üzerinde etkin bir kontrol mekanizması kurmaya çalışmaktadır. Böyle bir açık ve zorlayıcı aciliyet ile kar­şı karşıya kalan alacaklı elverişili bir duruma yükselmektedir. Özellikle borçlu­nun satılan ve teslimi yapılan malların bedelini ödememesi durumunda, sigortalı rutin olarak avukata danışacak ve ilk önce borçluyu tehdit edecek daha sonra ise borçluya karşı hukuki yollara başvuracaktır. Birçok kredi sigortacısı, borçlunun gerçekten iflas etmesi ve borcun iflas durumunda kabul edilmesi koşulu ile, si­gortalıyı yoğun bir şekilde destekleyerek borcun geri ödenmesi için yaptığı har­camaları onay alarak, hasar tespit edildiğinde borç miktannı geçmemek kaydıy­la, tahsilat maliyetlerine eklemesine izin vermektedir

 

Bazen ise bu durumlarda, sigortacının kontrolü ele alarak yaptığı işlemler daha başarılı sonuçlanmaktadır.

Bazı alacaklılar bu alanda.etkin değillerdir, çünkü küçük firmaların gerekli organizasyon yapısı ve ilişkileri bulunmamaktadır. Bazı borçlulara ulaşmak çok zor olmaktadır, özellikle bu durum yurt dışında olan firmalar için geçerlidir. Bazı borçlan tahsil etmek özel olasılıklara bağlıdır. Geri ödenebilecek borçlar­da, sigortalı sahip olduğu teminatların, garantilerin ve diğer avantajların farkın­dadır. Sigortalı anlaşmada yer alan yükümlülüklerini yerine getirmemişse veya anlaşma ortağına borçlu ise performansı alt seviyelere iner. Sigortalı eğer sade­ce mal sahipliğinde başkası ile ortak ise fakat tek başına malın sahibi değilse, malları geri alabilir. Bundan dolayı borçlu üzerinde bir seviyeye kadar baskı kurarak hasardan kendini korumaya çalışır.

Zamanında ve yerinde yapılan bu hareketler iyi bir yargı oluşturacaktır.

Son olarak, kredi sigortacıları sahip olduklan tecrübe, organizasyon, prestij ve aynı borçluya sigortalı alacaklı ile birlikte ortak hareket etme olanağından dolayı borçlu üzerinde gerekli baskıyı uygulayabilirler. Devlet kuruluşlan tara­fından verilen politik risk garantilerinde sigortalılar ve kredi sigortacıları daha fazla baskı uygulayabilirler veya devletin güçlü organizasyonu altında bir de­partman oluşturabilirler

Bu nedenlerden dolayı, kredi sigortacılan ihmalkar borçluya karşı gerekli önlemlerin alınması için danışılması gereken kuruluşlardır. Bazen bu önlemler doğrudan uygulanır, bazen de sigortalı yerine geçen sigortacı mahkemede veya mahkeme dışında onun adına hareket eder. Borçlu tarafından iletilen ihmal, si­gortalı için tazminata yol açan bir hasar olduğundan dolayı sigortacı bu şekilde hareket eder.

Yukarıdaki değerlendirmeler, borçlunun ticari iflası veya, teminat verilmiş­se, politik veya katasrofik risklerde sigortalının borcunun geri ödenmesi imkan­sız veya çok az alma ihtimali olması durumunda uygulanır.

Burada, kredi sigortacıları fiyatlandırma politikalarını yeniden oluşturmak ve hasarı karşılamaya hazırlanmak amacı ile belirli bir açıdan bilgilendirilmek için farklı bir ilgi ve talep duyarlar.

Bu aşamada, vakanın yeterli şekilde ele alınması hasarı azaltacaktır, fakat bunu yapmak çok kolay değildir.

 

Gerçekte politik ve katasrofik risklerde hareket için fazla alan yoktur, fakat en azından ticari iflaslarda iyi bir anlaşma yapılabilinir.

İflasın nedeni ve iflas durumunun gerçek yapısı, olabilecek gizli aktifleri or­taya çıkartabilecek şekilde özel bir bakış açısı ile soruşturulmalıdır. Bu sınavın ışığında, bu işin tekrar ne şekilde ve şartlarda ayakta tutulabileceğine veya nasıl enkaz olarak bırakılacağına karar verilmelidir.

Daha sonraki durumda, kalıntıların mümkün olduğu kadar iyi şekilde kurta­rılmasına dikkat edilmeli ve alacaklılar arasında adaletli şekilde bölüşülmelidir.

İflas ile ilgili birçok prosedürde alacaklıların bir hakkı vardır. Durumu so­nuçlandırmak veya iflasın tekrar yapılandınmasında genellikle alacaklılar komitesinin kontrolü veya en azından etkisi söz konusudur.

Bununla birlikte alacaklılar birliği önemli sorunlar hakkında oy verirler. Böyle olmasına rağmen, bir çok alacaklı yetersiz bilgiye sahiptir veya kendile­rinin avantajına olmasına rağmen bu haklarını kullanmak istemezler. Etkin veya ilgisiz olarak vakayı yetersiz ele alarak, borçlunun aktiflerini saklaması ve diğer bazı alacaklılara sempati duyması gibi olaylarla hilekar dolapların avı olurlar.

En azından iflas durumunda, bir çok poliçe bütün kontrollerin ve avukatların yetkilerinin sigortacı için kullanılmasını şart koşar. Genelde yönetmeliklere gö­re, hiç bir sigortalı sigortacının onayı olmadan borçlu ile bir anlaşma yapamaz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir