Fiyatlandırma ve Portföy Yönetimi

Kredi sigortacısının yükümlülükleri ve ödüllerinin hesaplanması doğal olarak birbirlerinden ayrılmazlar. Öngördüğü risklerle, kredi sigortacısı aldığı ve alabileceği ödülleri etkiler, takip ettiği ana poliçeye göre daha yüksek veya daha düşük bir gelir gider için çalışarak daha yüksek veya düşük bir ser­maye sirkülasyonu sağlar. Buna karşın verdiği fiyatlarla kredi sigortacısı muhte­lif yükümlülüklerinin büyümesini kontrol edebilir veya hızlandırabilir, böylece portföyünün denge büyüklüğünü etkileyebilir.

Kredi sigortası işinde fiyatlandırma işlerinin en avantajlı şekilde başarılma­sının organize edilmesi en önemli faktörlerden biridir. Yapılacak işler genel­likle iki ana başlık altında toplanır:

Bu bölümlendirmenin bir prensibi sıklıktır. Çok sık tekrarlanan operasyonlar izole edilir ve aynı kişiye verilir. Bunların bir üyenin kapasitesini aşması duru­munda, operasyonlar çok zaman ayrılır ki bir kişi belirli bölümlerden ve ticaret­ten sorumlu olur.

Diğer bir kriterde zorluktur; kıdemli çalışanlar yeni büyük vakalarla ilgile­nirler, yeniler ise önceden benzerleri olan ve daha az önemli işlerle ilgilenirler.

Politik katastorifik riskleri yaymak genellikle değişik kişilerin elindedir. Bir kamu konusu olarak veya en azından değişik ilgi çevrelerini etkileyerek, genel­likle bir komite bazında organize edilir.

Günlük işlerden aynlarak, muhtelif sektörlerin kamu sektörü temsilcileri ile iş dünyası çevreleri çatışan menfaatleri tartışmanın sonucunda uzlaşma ile den­geleyerek değişen ihtiyaç şartları da göz önünde bulundurarak poliçe yazımı için bir adaptasyon sağlarlar.

Teminatın ödeme güçlüğünü ve kusuru kapsadığı zamanlarda en sık ve en açık yapılan iş borçluların seçimi ile kredi limitlerinin kararlaştırılmasıdır; yani mümkün olan azami şekilde bölümlendirilir ve delege edilir.

Teminat altına alınacak borçluların araştırması için , kredi verenin ana yar­dımcısı bilgi departmanıdır. Birçok kredi sigortacısı bunu organizasyonlarının en önemli parçası olarak kabul ederler. Bu departman fiyatlandırma yapan kişi­nin karar vermesine yardımcı olacak tüm bilgileri toparlar ve güncelleyip saklar.

Bir departmanın bu görevi ifa etmesi ülkeden ülkeye farklılıklar gösterir. Et­kin güvenilir bir bilgi işlem ağı mevcutsa, departmanın kendi mercilerini oluş­turması pratik ekonomik olacaktır. Öyleyse esas olarak; mevcut evrakların uy­gun bir şekilde depolanması, bilgi olmadığı veya eski bilgi olduğu zamanlarda raporlama, raporların gelişini takip etme, uygunluğunu kontrol etme, acentelerin verimliliğini koruma (sonraki bir denetimde raporun kusurlu olduğunun göste­rilmesi halinde) önemli fonksiyonlar olarak oluşmaktadır. Şu var ki pek nadir olarak bir bilgi departmanı kendisini böyle pasif bir duruma düşürür.

Birçok departman özel bilgi kaynakları geliştirirler. Bankaların bilgi alışveri­şinde yer alırlar, araştırma yaparlar; özellikle bankaların söz konusu firmada bir menfaati olduğu durumlarda, bu bilgi departmanına gizli ve çok değerli bir des­tek verirler.

Birçok departman, teminat sağlayacakları firmalara karşı doğrudan bir yak­laşım içine girerek onlardan yayınlanmamış bilgilerini ve gerekli açıklamalarla bilançolarını isterler. Bunlar her zaman başarılı olmasa da, olumsuz bir tepki bile firmanın saklamak isteyebileceği bilgiler hakkında ipuçları verir. Birçok kredi sigortacısı, dış kaynaklann servislerinden şüphe ettiklerinden kendilerine ait komple bir bilgi servisi organize etmişlerdir. Böyle yaparak, birçok kaynak­tan ilgili gerçekleri birleştirme şansı yakalanmıştır.

Bilgilerin bir kısmı halka açıktır ve resmi evraklardan temin edilebilir. Kuru­luş tarihi, iş yerinin yeri, sorumlu kişiler,temsilciler, kurum söz konusu oldu­ğunda sermaye, bazen yıllık hesaplar buradan temin edilebilir. Bazı ülkelerde karşıt olaylara ilişkin bilgilere ( protesto senetleri gibi) daha kolay ulaşılabilir. Bu gibi durumlarda, bilgi departmanı kendini önemli ölçüde bilgi toplama ve çizelge hazırlama işiyle görevlendirilebilir.

Bir kısım veriler toplum bilgisidir. Ortalama bir firmanın faaliyetlerinin en azından bir kısmı tedarikçilerin, müşterilerin, komşuların, otoritelerin veya ka­munun gözü önündedir.

Yolcular firmayı ziyaret ederler; ürünleri reklam edilmiştir, gösterilerde veya fuarlarda gösterime sunulmuştur; inşaatçılar söz konusu olduğunda, taşeronlar veya mühendisler, işlerin çoğu kamunun gözü önünde cereyan eder, firmadan yüklemeler ortak kullanılan kanallardan geçerler. Bu bilgi kaynaklarını kapat­mak önemli miktarda bir alan çalışması gerektirir.

Daha değerli ve doğru olarak, firmayla ilgili ve firma hakkında bilgisi olan kişilerin gözlemleri çok önemlidir. En yetkin tanıklar arasında, kredi fıyatlan- dırması yapanın görüşüne göre, firmanın eski kredi verenleri yer alır. Ödemele­rin ne ölçüde doğru yapıldığını bu kişiler bilirler. Hala borcu olan bir kredilinin tersine, borçlunun kredisini desteklemek için mümkün olumsuz tecrübeleri giz­leme ihtiyacında değillerdir. Bu doğrultuda bilgi departmanının ana görevi borçlu tarafından verilen referansların yardımıyla borçlunun ticari durumu ile kredi verenler hakkında bir form oluşturmaktır. Yeterli sayıda emniyetli belge temin edilene kadar bunlarla irtibat devam ettirilecektir. Böyle bir bilgi depart­manını yürütmek zor ve maliyetli bir görevdir. İşleri çok büyüyene kadar kredi sigortacısının işi çok zordur zira çok geniş ölçekte bir müşteri zenginliği yaşa­mayacaktır.

Bu sebeple bir müşteri için kullanılan bilgiyi kabul edilebilir bir zaman süre­si içerisinde bir diğeri için kullanılabilme şansı azdır, yani dosyalardan iki veya daha fazla sayıda dönüş alabilme şansı azdır. Diğer yandan, aynı ticareti yapan benzer firmaları sigortalarken bunların her biri bilgi kaynağı olarak kullanılabilinir, kurulan bu yakın bağlantıdan faydalanarak sigortalı bilgilerine daha rahat ulaşılabilinir.

Sigortacının yükümlülüklerini kararlaştırmada çalışan kimseler ( fiyatlan- dırma yapanlar veya kredi verenler ), basın, özel acenteler, özel ve kamu sektö­rü tarafından ulaşılabilmesi sağlanan genel ekonomik bilgileri, pazarlama rapor­larını tahminler aracılığı ile kullanılabilirler.

Gerçekten de, bu tür bilgi fiyatlandırma yapanlara en çok istediği bilgileri vermez; özellikle, sigortalının içinde bulunduğu ortamdaki durumu ve ödeme yeterliliğini göstermez. Konuyla ilgili istatistikler eksik ve geçtir. Birçok gerçek ise fiyatlandırma için dolaylı kullanabilinir. Bazı verilerde ona sigortalısının bilgi kaynaklarının verdiği bilgileri anlamasını sağlar. Kredi kararını verirken; üretim, ithalat, stoklar, tüketim, ihracat, fiyatlar, pazar beklentileri nazarı itibara alınır.

Yine bu aynı veri, borçluların nakit pozisyonu, satışlar ve işletme maliyetleri hakkında bilgi verebilir.Bu da genel borç durumunu diğer mali istatistiklerle mukayese edebilir.

Belirli gerçekler fiyatlandırmanın poliçe yayınımdaki başarısına yardımcı olur. En azından poliçelerindeki hasarları incelerken, aynı zaman dilimindeki toplam hasarları karşılaştırmak açısından faydalı olabilir.

Şimdiye kadar, tüm firmalarla karşılaştırıldığında sigortalı olanlar da daha düşük bir hasar yüzdesi olduğu düşünülürse, sigortacının seçiminde etkin ve şanslı olduğu söylenebilir. Bu oran kötüleştiği zaman, bu fiyatlandırma yapanım kusuru olmayabilir ve araştırma yapılması gerekir.

Bir kredi sigortası şirketi büyüdükçe ve sektörde kaldığı müddet uzadıkça fi­yatlandırma daha kıymetli hale gelir. Tüm kredi sigortacılarına güncel ve kolay erişilebilir bilgi sağlayabilmek için büyük özen gösterilir, iş gücü kullanılır ve masraf yapılır.

Yeni bir poliçe tanzim edileceği zaman, önemli bir kayıt sigortacının geçmiş iş ilişkilerini ve geçmişini gösteren “sigortalı kartı” dır. Fiyatlandırma yapana bu bilgi ne “kalitede” bir sigortalı ile haşır neşir olduğunu hatırlatır.

Borçlular için önemli bir enstrüman “risk kartıdır” , her bir borçlu için tutu­lur ve sigortacının kendisiyle geçmiş tecrübesini içerir. Fiyatlandırma yapan buradan talep edilen limitleri, bunların ne ölçüde kabul edildiğini, hangilerinin cari olduğunu görebilir. Genellikle onaylanan kredilerde kusur tecrübesi ( sigor­talı / borçlu ) bilgisi de gösterilir. Tek bir bakışta fiyatlandırma yapan, bilgi de- partmaııının sigortacıyla tecrübesini kontrol edebilir; farklılıklar varsa, sigorta­lının veya sigortalı firmanın hangi çalışanından daha fazla bilgi edinebileceğini tespit eder.

Fiyatlandırma işinde aynı organizasyona ihtiyaç duymazlar. Sigortalının iş­lemleri kontrol edileceği zaman, sigortacının organizasyonundan veya dışarıdan uzmanlara bu iş verilir. Büyük kontratlar için avukatlar ve mühendisler çağrıla­bilir. Sigortalı hakkında resmi tam olarak görebilmek için sigortalının istediği detaylı bilgiler sigortalının fiyat istediği zaman doldurmak zorunda olduğu soru formundan temin edilir.

Bir poliçenin düzenlenip düzenlenmeyeceği ve ne şartlarla düzenleneceği kararına yaklaşıldıkça, iş daha çok çeşitli gerçekleri değerlendirme, sonuç çı­karma, çelişkili durumları tartma ve dengeleme halini alır. Öyle ihtiyaç göster­diğinden, en üst seviyede veya yakınında yapılmalıdır. Temel olarak “fiyatlan­dırma” kredi sigortasında da diğer sigorta branşlarındaki özelliklere sahiptir[2].

Kredi fiyatlandırması yapan kişinin en önemli özelliği “hayır” diyebilmesi- dir. Bir tacir veya üretici veya yatınmcı iyi pazarlık şanslarının peşinden gider­ken veya uygun olmayan teklifleri red ederken fiyatlandırma yapan genellikle bu ikinci yaklaşımla sınırlıdır.

Kredi sigortası aynı zamanda bir “az esneklik” sanatıdır. Ortaya çıkarttığı durumlardan çıkış imkanı azdır. Borçluların limitleri bir kez tayin edildi mi de­ğiştirmek zordur. Fiyatlandırma yapan kişinin değerlendirmesinde olası bir hata kredi süresi bitmeden pek nadir olarak ortaya çıkacaktır. Eğer o anda veya daha sonra, borçlunun ödeme veya şüpheli durumu ortaya çıkarsa, sigortacı sigortalı­yı şu şekilde uyarabilir ki gelen zararlar sigortalının kendi mesuliyetindedir. Ancak sigortalı sözleşme yaptıysa bu uyarı çok geç almakla kalmaz sigortacı da sigortalının güvenini kaybeder ve de sigortalının kredi sigortası poliçesine da­yanarak güçlendirdiği iş ilişkilerini de zedeler.

Bu sebeplerden kredi sigortasından mutlu olan karakterler soğukkanlı, müs­takil ve uzun uzadıya düşünen karakterlerdir. Bu mizaç içerisinde başarı ka­zanmak için entellektüel, hayal edebilen ve kararlı bir karışım gereklidir. Fiyat­landırma yapan, detayları içinde tutabilmeli ve hatırlayabilmelidir. Aynı za­manda kritik değerlendirmeler yapabilmeli ve gerçeklerin derinliğine inebilme- lidir. Yine aynı zamanda, kafa karıştıran ve sürekli tekrarlanan şüpheler içeri­sinde, fiyatlandırma yapan kabul edilebilir bir zaman içerisinde kararını vermeli ve buna uymalıdır. İşlerin özelliğinden dolayı fiyatlandırma yapan adayın önce­likli eğitimi; muhasebe, yüksek ekonomi, bir acente yanında eğitim ve/veya bir bankanın borç verme servisinde çalışmayı gerektirir. Fakat bir fiyatlandırma yapan, fiyatlandırmanın öncelikle daha kolay, daha sonra da zorlu görevlerini yerine getirerek “underwriter” (fiyatlandırma yapan kişi) olur.

Bir kez bir poliçe yazıldıktan sonra, sigortacı menfaatlerini takip etmelidir. Bu anlamda, elinde poliçe özel şartlarında belirtilmiş bazı özel haklar vardır. Bunları zorlayıcı hale getirmek için organizasyonu inşa etmelidir. Böyle yapar­ken, kredi sigortacısı şu varsayımdan başlayabilmelidir ki onun bu haklan de­vamlı olarak her yerde kullanması sorguya tabi tutulmamalıdır. Önemli ölçüde, acil durumlarda ve çelişkili zamanlarda bir araç veya silah olarak kullanılabilir­ler. Günlük uygulamada, ekonomik prensiplerine göre etkin ve adil sınırlar içe­risinde kullanılmalıdırlar.

Her sigorta poliçesinde kredi sigortacısının menfaati sigortalıdan primi al­maktır. Poliçe çok sayıda işlemi gerektirdiği durumlarda veya toptan bir ödeme yapılacağı zaman ödeme, toplu olarak poliçe makbuzu karşılığında ( daha az görülen vakalarda) yapılır.

Ancak çoğu zaman, sigortalıdan alınacak miktar kademeli olarak poliçeyi kullandıkça ortaya çıkar. Sigortacı şundan emin olmalıdır ki, kendisi olaylardan devamlı haberdar olmalı ve alacağı rakamı doğru tespit etmelidir ve bu görev genellikle personelin ayrı bir bölümüne veya bütün olarak bir departmana verilir

Poliçeyle birlikte, sigortalı primin hesaplanması için bir form doldurmalıdır, normal olarak bir dönem içerisinde, “genellikle aylık olarak ciro” bazen de top­lam muallak borçlar esas alınır.

Bireysel kredilerin özellikleri, özellikle borçlunun adının veya borç miktan- mn belirtilmesine gerek yoktur. Bu bazen poliçe şartlarına uymayan borçlar açı­sından kredilere önerilir, özellikle izin verilen azami miktarın veya sürenin üze­rinde olanlar için söz konusudur.

Beyanat servisi, beyan formlarını toplamakla sorumlu olduğu poliçelerin ka­yıtlarını tutar. Bunların tamamının, zamanında ve tamamen doldurulmuş olarak geldiğine emin olurlar. Kredi şartlarına uymayan poliçeler ayrı olarak belirlen­diği zaman, beyan veya fiyatlandırma departmanı şuna karar verir: Sigortalıdan talepler alındıktan sonra bu kredilere teminat verilip verilmeyeceği kararlaştın- lir. Bu bilginin kuvveti üzerine, departman prim notlarını hazırlar ve bunlan sigortalıya gönderir.

Bir veya az sayıda işleme teminat veren poliçelerden, birçoğu olaysız bir şe­kilde devam eder. Poliçeye daha çok kredi girdikçe, sigortalının kaybı önleme veya asgariye indirme veya uzun süre krediyi kurtaramama riskini önleme çaba­sı artar. Bu açıdan, poliçe sigortacıya; yönetme, kontrol ve temsil haklan verir.

Kredi sigortacısının hareket alanı, ödeme güçlüğü ve borçlu kusuru olduğu durumlarda çok geniş olmaktadır. Muhtemelen önemli görev sigortalıya hareket serbestliği tanımak veya kredi sigortacısının kendi hareket etmesi arasında karar vermektir.

Sigortalının tahsilat işini tatmin edici bir şekilde yapabildiği zamanlarda ve/veya küçük bir rakam söz konusu olduğu zamanlarda, sigortacının müdahale etmesi iki taraf içinde ekonomik değildir. Sigortacının konsantre olması gereken vakalar verimliliğin belirsiz olduğu veya büyük ölçekte kredilerin söz konusu olduğu vakalardır.

Tehlikenin ne kadar büyüdüğüne göre, etkinlik artmalıdır ve buna göre, ödeme güçlüğü olan zamanlarda, sigortacı tarafından harekete geçilmesi sadece kusur olduğu zamanlara göre daha gereklidir. Bununla birlikte, birçok kredi si­gortacısı ödeme güçlüğü durumlarında bile devreye girme maliyetlerini bekle­nen neticelerle karşılaştırdığında çok yüksek bulur.

Tazminat öderken, kredi sigortacısının sovtaj malları alıp almama kararına benzer ilkeler uygulanır. Sigortacının, vakanın zorluğundan dolayı veya söz ko­nusu miktar sebebiyle, sigortalıyı ödeme güçlüğü davalarında temsil ettiği za­manlarda, normal olarak sigortalı için yapılacak şey olayı neticelendirmek ve son ödeme gelene kadar beklemektir. Buna karşın sigortacının sigortalıyı ser­best bıraktığı zamanlarda bu ikincinin temsilini değiştirmek uygun değildir veya kredi vereni ileri derecede ödeme güçlüğü aşamasında değiştirmek uygun değil­dir. Özellikle küçük sovtajlar söz konusuyken bu işi yapma maliyeti çok yüksek olmaktadır. Ayrıca işi sadece takip etmek ve sigortalının kontrolünü yapmak daha ekonomik olacaktır. Sigortacının tüm hakları ve kontrolü alması bu duru­ma güvenilemediği zamanlarda gerekli olacaktır.

Yukarıdaki hususlar tatmin edici finansal durumdaki sigortalılara uygulanır. Eğer sigortalı mali açıdan zayıfsa, sigortacının durumunu korumak için sovtajın alınması gerekebilir. Sigortacının harekete geçmesi gerektiği zaman, ortalama kredi verenler için avantaj sağlayacakları poliçeleri adapte etmek gerekli olmaktadr. Zira elinde çok sayıda iş olduğu için, poliçelerle daha detaylı ve sis­tematik bir şekilde ilgilenmek daha ucuza mal olacaktır.

 

Kredi sigortacısının erişebileceği ilk başarı, etkinlikte sürekliliktir. Hatalı hesaplar tanımlanabilir, kaydedebilir, ayrı olarak dosyalanabilir ve yöneltilebi- lir. Bu olay tahsilat departmanındakileri harekete geçirir ve borçlulan etkile­mekten geri kalır.

Bir ikinci fakat daha maliyetli bir aşama, en zayıf olduğu yerden borçluyu vurabilmek için daha geniş olanaklar kullanmaktır. Birçok borçlu itibarları için çok dikkatlidir ve tahsilat yapmak isteyenler, acenteler ve kanuni makamların müdahalesinden çok rahatsız olurlar. Kredi sigortacıları tahsilat gayretlerini merkeziyetçilikten uzaklaştırmak isterler ve pratik olduğu müddetçe yerel acen­teleri kullanmak isterler. En iyi tahsilat prosedürü vakadan vakaya farklılıklar gösterdiğinden, sigortacıların merkez ofislerinde gerekli uzmanları bulundurma­ları gerekir; bunlarda yerel bağlantıları ile değişen maliyetlere ve etkinliğine göre değişik yasal prosedürler arasında seçim yaparlar.

Kredi sigortacılarının en kuvvetli yönü çok zaman başarabildikleri güç kon­santrasyonudur. Aynı borçluya karşı birçok sigortalının borcuna karşı teminat verebildikleri zaman pozisyonları daha da güçlenir. Üstüne üstlük, kredi sigor­tacıları aynı zamanda kredi imkanı isteyen başka tedarikçileri de temsil ederler. Şunun farkına varırlar ki sigortacının müşterilerine tatminkar ve hatta tercihli bir muamelede bulunmak kendilerinin yararınadır. Bir kez ödeme güçlüğü orta­ya çıktıktan sonra, kredi sigortacısının kredi komitesinde kuvvetli pozisyonu işe en iyi ilginin gösterilmesini sağlar. İşin ayakta kalabileceği zamanlarda, kredi sigortacısı işin yeni bir temelde yapılabilmesi için ileri görüşlü kredicilere des­tek verirler. Şanssız daha sık görülen vakalarda, kredi sigortacısı gayrimenkulün çabuk ve ekonomik likidasyonunu tercih edebilir.

Bu görevlerin performansı şunları gerektirir; işin içindeki kişiler hakkında bilgi, sigortalı ve borçlu hakkında bilgi, seçim ve sigortacının kendi organizas­yonu dışındakilerin idaresi. Bu iş sigortacının genel poliçesi için daha az karar gerektirir ve daha dar kapsamlıdır. Genellikle avukatların ve muhasebecilerin içinde olduğu bir uzman takımı bu işte görevlendirilir. Bunlar bazen hasar de­partmanına ait olurlar, bazen de kendileri bir departman oluştururlar. Söz konu­su borçların ötesinde, kusurlu hesapların takibi ve kontrolü kredi sigortacıları için önemlidir.

Bir yandan her bir vaka, fiyatlandırma yapanın borçlu hakkındaki önceki yargısını değiştirmesine sebep olabilir. Buna göre, her bir borçlunun risk kartına kusurlu hesaplar dahil edilir, buna göre fiyatlandırma yapanın söz konusu borçlu hakkında mevcut limiti yenilemesi veya yeni bir limit takdir etmesi kararını vereceği zaman, vuku bulan olaydan haberdar olabilir. Bunun yanında, tehlikeli durumlarda fiyatlandırma yapanlar dışarıdan çağrılabilir, böylece onlarda mev­cut limitlerin iptaline kadar gidebilirler.

Diğer yandan, hatalı hesapların toplamı ve riski fiyatlandıran servisin borçlu­ları seçmesi durumu şartlı bir ölçüdür; bu aynı zamanda muhtemel hasar hacmi­ni gölgeleyen bir durumdur. Öyleyse bu, genel poliçe fiyatlandırması açısından bir rehber olabilir.

Bu görevlerin fiyatlandırma yapan açısından performansı başlıca ilgili kişile­rin bilgisine bağlıdır. Bu durum sigortacının kendi organizasyonu dışındakilerin seçimini talimatlandınlmasını ve ilişkideki kişilerin yönetimini kapsar. Ancak bu iş daha dar kapsamda uzmanlık konusudur ve sigortalının genel iş poliçesini etkileyen daha az sayıda karar almaya ihtiyaç gösterir. Bu iş genellikle avukat ve uzmanları da içine alan bir uzman takımına verilir. Bunlar bazen hasar de­partmanına aittirler bazen de kendilerine özgü bir departman oluştururlar.

Kredi sigortacısı için, borçların dışında kusurlu hesapların incelenme ve ele alınma sonuçlan önemlidir. Bir tarafta, her bir vaka fiyatlandırma yapan kişi­nin borçlu hakkında daha önceki kredi kararını değiştirmesine sebebiyet verebi­lir. Diğer yandan, borçlunun fiyatlandırma yapan tarafından seçimi bakımından ihmal görülen hataların toplam durumu ve hareketi muhtemel hasar taleplerinin hacmini etkileyebilir. Öyleyse fiyatlandırma yapanın genel poliçe yazım kararı ve finans müdürü için ise yüksek veya düşük hasarlar için likit fonlarının mikta­rını ve rezerv ayarlarını belirlemek için bu gelişme bir rehber olabilir. Bu sebep­le, bazı kredi sigortacıları sadece bireysel vakalar için değil, toplam rakamlar için de sistematik bir kayıt tutarlar.

Sigortalanan tehlikeler arasında politik ve felaket riskleri olduğu zaman (hü­kümet hesabında) ve bu sebeple tahsilat sorunları ortaya çıktığında, kredi sigor­tacısının hareket şansı çok daha kısıtlıdır. Yabancı bir devletin veya başka bir devlet kuruluşunun kusuruna karşı mücadele etmek veya para değişiminde ve/veya ödeme transferinde gecikmeler olması durumunda, doğrudan bir diplo­matik müdahale ve/veya uluslararası hareket gerekir ve hükümetin ve/veya merkez bankasının etki alanına girer.

Bununla birlikte, sigortalı etkin önlemler almak için hala daha kötü durumda olduğundan ve de birçok sigortalı kredisi aşağı yukarı aynı şekilde etkilenece­ğinden, kredi sigortacısı açısından liderlik ve hareket konusu özellikle kuvvetli­dir. En önemli durum, yabancı krediler geri ödenmediği zamanlarda kredi sigor­tacısının hasar durumlarında devreye girmesi konusudur. Bu gibi zamanlarda önemli ölçüde sovtaj imkanı vardır.

Hasar veya kredilerin geri ödenmemesi durumları oluştuğu zaman, sigortacı­nın adil olmayan ve hileli talepleri önlemekte bir menfaati olur. Bu bağlamda, poliçe ona araştırma hakkı verir, bunlar aşağı yukarı ne tehlikeleri kapsadığına bakılmaksızın eşit derecede önemlidir.

Yine burada, sigortacı daha liberal olmaya dayanabilir, söz konusu miktar küçüldükçe sigortacının, hiçbir şey bilmeden veya tecrübesinin gücüne güvene­rek, sigortalıya inancı artar. Bu durum erken hasar taleplerinde söz konusudur.

Olayın durumuna göre araştırma şu veya bu şekilde tam yapılmalıdır. Sigor­talanan tehlikenin gerçekleştiğini tespit etmek normalde zor olmayacaktır. Si­gortalanan krediye daha çok dikkat gösterilmesi gerekecektir. Sigortalının asga­ri korunma talebi sigortalının borçlunun borç vereniyle ilişkisine bağlıdır ve sigortalının alacağı kar payı hasarların tazmininden sonra belirlenecektir. Bu kanıt ödeme güçlüğü çekenin yönetimince hazırlanan bir evrakla belirlenir, bu da sigortalının borcunun kabul edildiğini belgeler ve ona ödenen miktarı göste­rir.

Sigortalı çok zaman hasarın derinliklerini araştırmak için sebeplere sahiptir. Zamanda geri giderek, hesabın hatalı olup olmadığını bilmek isteyecektir ve eğer öyleyse bir kredi arttırımı yapılıp yapılmadığını veya tahsilat önlemlerinin alınıp alınmadığını ve sigortacının uygun bir şekilde haberdar edilip buna göre hareket edilmesini bilmelidir. Bu tür bir araştırma şu sorulara yol verecektir; borcun hangi sözleşmelerden doğduğu, tam olarak hangi tarihlerde girildiği, poliçe şartlarına uygunluğu, sigortalının beyanına dahil edilip edilmediği ve primleri için para sağlanıp sağlanmadığı. Tüm bu gerçekler sigortalının normal kayıtlarında gözükmelidir ve oradan elde edilmelidir. Kusurlu hesaplar konu­sunda talepler olduğunda sigortacı çok ileri gitmeyecektir. Sigortacı şu şüpheyi oluşturabilir ki, borçluyla aksi tecrübe veya borçlu hakkında olumsuz bilgi si­gortalıyı kredi olayından mahrum bırakacaktır. O kendini şu açıdan tatmin et­melidir; sigortalının borcuyla geçmiş iş tecrübesi ve ( temaslarda ve ana defter kayıtlarında gösterildiği gibi) hataları, kredi arttırımı için oluşacak yoğun talep­ler anormal talepleri göstermez.

Tüm bunlar, netice olarak, sigortacıyı ihmal olanlar dışındaki hasarlarda si­gortacının idaresine yönlenmeye götürebilir ve poliçeye karşı tüm tavrını yön­lendirebilir. Eğer sigortacı, sigortalının borçluyla ilgili kayıtlarını inceleme yü-


küne katlanırsa, onun için en uygunu başka borçluların durumuna göre hareket etmektir. Bundan sonra sigortalının cirosunu poliçe tarihinden beri doğru ve tam olarak beyan edip etmediğini kontrol edecektir. Sigortacının sigortalının poliçe şartları için belirlediği fiyatın, özellikle müşteri tipinin, cironun ve kötü hasar tecrübesinin doğru olarak bildirildiğini kontrol edebilmesi için sigortalının geçmişe ait kayıtlarına bakması gerekebilir.

Tüm bu araştırmada, işin bir kısmı bağlantılarla yürütülebilir; sigortalının mahremiyetine saygı gösterilir ve sadece orijinalleri onaylı kopyaları ve sigorta­lının kontrol etmek istediği evrakları göndermesi istenir. Ancak sigortacı, böyle bir araştırmaya başladığı zaman kendisini nereye kadar götüreceğini gö­remez. Sürekli taleplerde bulunarak sigortalıya sorun çıkarmak yerine ve çok zaman genellikle yetersiz kanıt meydana çıkarmak yerine, her iki taraf içinde sigortacının hasarını tek bir sebeple araştırması ve de sigortalının yerinde araş­tırması daha tatminkardır.

Sigortalı, sigortacının irdelemek istediği noktalar hakkında bilgilendirildik­ten sonra, ilgili evraklar incelenir ve sigortacı sigortalıyla çalışmasının neticesi­ni ortaya çıkararak yönetiminin onayına sunar. Sigortalıyla talepte uzlaşma ko­nusunda bir ortak noktaya varılır. Olayın şartlarına göre, ufak hataları görmez­den gelerek sigortacı sigortalı üzerinde iyi niyet inşa edilebilir. Buna karşın keş­fettiği adil olmayan anlaşmalara karşı çıkmaması gerekir.

Kusurlu hesaplarla karşılaştırıldığında, hasarlarla uğraşmak daha geniş bir görevdir. Vakalar daha az sayıda olduğundan, işlerdeki rutinlik azalır ancak bunlar kendi içlerinde daha karmaşık hale gelirler ve birbirlerinden farklılıklar gösterirler.

Üstüne üslük, her iki tarafın menfaati çarpıştığı bir konuda müzakerede bu­lunmak ve kararın adilliğinin sigortalının hırsı yüzünden engellendiği durum­larda ve sigortalı tarafından şüphe ve resmiyet devreye girdiği zamanlarda; ka­rakter, geniş görüşlülük ve sigortalının menfaatlerini yöneten kişide dirayet ge­rektirir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir